Ağu 5, 2014 - Genel    No Comments

CV’nin Açılımı – CV Nedir?

[C]urriculumn [V]itae

CV (Özgeçmiş) NEDİR?
İyi bir özgeçmiş, her şeyden önce basit ve kolay anlaşılır olmalıdır. Uzun ve karmaşık cümleler kullanmaktan kaçınmalı ve yazdığınız özgeçmişe bir de işveren gözüyle bakıp, anlaşılır olup olmadığını kontrol etmelisiniz.
Özgeçmişinizi yazarken, sizi diğer insanlardan ayıran özellikleri öne çıkarmalısınız. İyi bir eğitiminiz var fakat yeterince iş tecrübeniz yoksa, özgeçmişinizi yazmaya eğitim hayatınızdan başlamalısınız. Daha sonra staj ve kısa süreli iş tecrübelerinizi de eklemelisiniz.
Aynı şekilde, eğer uzun süredir iş hayatında iseniz ve edindiğiniz tecrübenin başvuracağınız iş için bir artı değer olacağını düşünüyorsanız, iş tecrübelerinizi eğitim hayatınızdan önce yazmanız daha uygun olacaktır. Kariyerinizden bahsederken, herbir şirket ve pozisyonda elde ettiğiniz başarılardan da kısaca bahsetmeniz faydalı olacaktır.
CV NEDİR?
CV (curriculum vitae) profesyonel iş yaşamında, part-time, full-time ve dönemsel iş ve staj başvurularında kullanacağınız ve sizi mülakata kadar götürebilecek özgeçmiş bilgilerinizi içeren bir belgedir.
* ‘Bizim için neler yapabilir?’
* ‘Bilgi ve yetenekleri nelerdir?’
* ‘Kişisel özellikleri, değerleri nelerdir?’
* ‘Özellikleri işin gerektirdiği özellikler mi?’
Özgeçmişiniz bu tür sorulara cevap verebiliyor nitelikte olmalıdır. Kısacası, özgeçmişiniz işverenlere;
• ‘Ben bu işi yapabilirim.’
• ‘Ben bu işi istiyorum.’
• ‘Ben bu işe ve firmaya uyum sağlayabilirim’ mesajlarını verebiliyor olmalıdır.
CV HAZIRLAMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE…
Özgeçmiş hazırlamaya başlamadan önce hedefinizi belirlemeli ve bu hedefe yönelik olarak özgeçmişinizi hazırlıyor olmalısınız. Özgeçmişinizi genel olarak bilgi, beceri ve başarılarınızı yansıtmak üzere hazırlayabilirsiniz. Ancak, spesifik olarak bir pozisyona başvuruda bulunuyorsanız, özgeçmişiniz o işin gerekliliklerine göre hazırlanmış olmalıdır. Söz konusu iş için gerekli bilgi, beceri ve kişilik özellikleri incelenerek hazırlanmış özgeçmiş daha başarılı sonuç verecek ve o işe sizin diğer kişilere göre daha uygun olabileceğinizi gösterebilecektir. Diğer bir deyişle, tek ve standart bir özgeçmiş yerine, başvurulan işin özelliklerine göre şekillendirilmiş özgeçmişler hazırlamak daha yararlı olacaktır.
CV YAZARKEN NELERDEN BAHSETMELİYİM?
Kişisel Bilgiler: İsim, soyadı, adres, telefon, e-mail, doğum tarihi gibi bilgilerden oluşur.
Kariyer Hedefi: Kısa ve öz bir şekilde kariyer hedefinizi, istediğiniz işin niteliklerini tanımladığınız alandır.(Eğer kapak sayfasında kariyer hedefinizden bahsettiyseniz özgeçmişinizde tekrar bahsetmenize gerek olmayabilir.)
Profesyonel Deneyim (İş Deneyimi):Yeni mezun değilseniz yani yeterli iş deneyiminiz varsa ilk olarak en önemli madde olan iş deneyiminin yazılması daha iyi olabilir. Fakat iş deneyiminiz az, yeni mezun veya öğrenci iseniz önce öğrenim bölümünü daha sonra ise -yaptığınız stajlarla beraber- iş deneyimi bölümünü yazmanız daha iyi olur. En son iş deneyiminizden başlayarak tüm iş deneyimlerinizi, söz konusu işlerinizdeki sorumluluk ve başarılarınızı belirterek yazacağınız alandır. Burada önemli olan tarihler arasında tutarsızlık olmaması, sorumlulukların öz olarak yansıtılabilmesidir.
Eğitim: En son eğitim bilgilerinizden başlayarak, bu konudaki kariyerinizi belirteceğiniz alandır.
İşle İlgili Beceriler: İş yaşamınızda önemli olabileceğini düşündüğünüz teknik ve teknik olmayan bilgi ve becerilerinizi içerir. Bilgisayar ve yabancı dil bilgisi, teknik bilgi ve beceriler burada yer alabilecek bilgilerdir. İlgi alanları, ödüller, gönüllü faaliyetler, yayınlanmış eserler gibi bilgiler başvurulan iş ya da kariyer hedefleri açısından önem taşıyorsa bahsedilmelidir.
Referanslar: İsteğe bağlı olarak yer alacak bir bölümdür. Belirtilecek bir referans varsa yazılmalı yoksa bu alan özgeçmişte yer almamalıdır. Referans olarak belirtilecek kişilerin daha önce birlikte çalışılmış kişiler olması tercih edilmelidir. Aynı zamanda, referans olarak belirtilen bu kişilerin önceden izinlerinin alınmış olması da oldukça önemlidir.
CV YAZARKEN DİKKAT EDİLECEKLER
• Olumlu olun.
• Başvurduğunuz pozisyon ya da kariyer hedefinizle ilgili olmayan özelliklerinizden bahsetmeyin.
• İlgi alanlarınız, gönüllü çalışmalarınız gibi faaliyetlerinize başvurduğunuz işle çok alakalı olmadıkça yer vermeyin.
• Cv’nizin kendi içinde tutarlı olmasına çok dikkat edin. Önemli başarılarınızın üstünde durun.
• Eğer 3.0’ın üzerindeyse GNO’nuzu mutlaka ekleyin.
• Özgeçmişin size işi değil görüşmeyi sağladığını unutmayın.

CV (Özgeçmiş) NEDİR?

İyi bir özgeçmiş, her şeyden önce basit ve kolay anlaşılır olmalıdır. Uzun ve karmaşık cümleler kullanmaktan kaçınmalı ve yazdığınız özgeçmişe bir de işveren gözüyle bakıp, anlaşılır olup olmadığını kontrol etmelisiniz.

Özgeçmişinizi yazarken, sizi diğer insanlardan ayıran özellikleri öne çıkarmalısınız. İyi bir eğitiminiz var fakat yeterince iş tecrübeniz yoksa, özgeçmişinizi yazmaya eğitim hayatınızdan başlamalısınız. Daha sonra staj ve kısa süreli iş tecrübelerinizi de eklemelisiniz.

Aynı şekilde, eğer uzun süredir iş hayatında iseniz ve edindiğiniz tecrübenin başvuracağınız iş için bir artı değer olacağını düşünüyorsanız, iş tecrübelerinizi eğitim hayatınızdan önce yazmanız daha uygun olacaktır. Kariyerinizden bahsederken, herbir şirket ve pozisyonda elde ettiğiniz başarılardan da kısaca bahsetmeniz faydalı olacaktır.

CV NEDİR?

CV (curriculum vitae) profesyonel iş yaşamında, part-time, full-time ve dönemsel iş ve staj başvurularında kullanacağınız ve sizi mülakata kadar götürebilecek özgeçmiş bilgilerinizi içeren bir belgedir.

  • Bizim için neler yapabilir?’
  • Bilgi ve yetenekleri nelerdir?’
  • Kişisel özellikleri, değerleri nelerdir?
  • Özellikleri işin gerektirdiği özellikler mi?
  • Özgeçmişiniz bu tür sorulara cevap verebiliyor nitelikte olmalıdır. Kısacası, özgeçmişiniz işverenlere;
  1. Ben bu işi yapabilirim.
  2. Ben bu işi istiyorum.
  3. ‘Ben bu işe ve firmaya uyum sağlayabilirim’ mesajlarını verebiliyor olmalıdır.

CV HAZIRLAMAYA BAŞLAMADAN ÖNCE…

Özgeçmiş hazırlamaya başlamadan önce hedefinizi belirlemeli ve bu hedefe yönelik olarak özgeçmişinizi hazırlıyor olmalısınız. Özgeçmişinizi genel olarak bilgi, beceri ve başarılarınızı yansıtmak üzere hazırlayabilirsiniz. Ancak, spesifik olarak bir pozisyona başvuruda bulunuyorsanız, özgeçmişiniz o işin gerekliliklerine göre hazırlanmış olmalıdır. Söz konusu iş için gerekli bilgi, beceri ve kişilik özellikleri incelenerek hazırlanmış özgeçmiş daha başarılı sonuç verecek ve o işe sizin diğer kişilere göre daha uygun olabileceğinizi gösterebilecektir. Diğer bir deyişle, tek ve standart bir özgeçmiş yerine, başvurulan işin özelliklerine göre şekillendirilmiş özgeçmişler hazırlamak daha yararlı olacaktır.

CV YAZARKEN NELERDEN BAHSETMELİYİM?

Kişisel Bilgiler: İsim, soyadı, adres, telefon, e-mail, doğum tarihi gibi bilgilerden oluşur.

Kariyer Hedefi: Kısa ve öz bir şekilde kariyer hedefinizi, istediğiniz işin niteliklerini tanımladığınız alandır.(Eğer kapak sayfasında kariyer hedefinizden bahsettiyseniz özgeçmişinizde tekrar bahsetmenize gerek olmayabilir.)

Profesyonel Deneyim (İş Deneyimi):Yeni mezun değilseniz yani yeterli iş deneyiminiz varsa ilk olarak en önemli madde olan iş deneyiminin yazılması daha iyi olabilir. Fakat iş deneyiminiz az, yeni mezun veya öğrenci iseniz önce öğrenim bölümünü daha sonra ise -yaptığınız stajlarla beraber- iş deneyimi bölümünü yazmanız daha iyi olur. En son iş deneyiminizden başlayarak tüm iş deneyimlerinizi, söz konusu işlerinizdeki sorumluluk ve başarılarınızı belirterek yazacağınız alandır. Burada önemli olan tarihler arasında tutarsızlık olmaması, sorumlulukların öz olarak yansıtılabilmesidir.

Eğitim: En son eğitim bilgilerinizden başlayarak, bu konudaki kariyerinizi belirteceğiniz alandır.

İşle İlgili Beceriler: İş yaşamınızda önemli olabileceğini düşündüğünüz teknik ve teknik olmayan bilgi ve becerilerinizi içerir. Bilgisayar ve yabancı dil bilgisi, teknik bilgi ve beceriler burada yer alabilecek bilgilerdir. İlgi alanları, ödüller, gönüllü faaliyetler, yayınlanmış eserler gibi bilgiler başvurulan iş ya da kariyer hedefleri açısından önem taşıyorsa bahsedilmelidir.

Referanslar: İsteğe bağlı olarak yer alacak bir bölümdür. Belirtilecek bir referans varsa yazılmalı yoksa bu alan özgeçmişte yer almamalıdır. Referans olarak belirtilecek kişilerin daha önce birlikte çalışılmış kişiler olması tercih edilmelidir. Aynı zamanda, referans olarak belirtilen bu kişilerin önceden izinlerinin alınmış olması da oldukça önemlidir.

CV YAZARKEN DİKKAT EDİLECEKLER

  • Olumlu olun.
  • Başvurduğunuz pozisyon ya da kariyer hedefinizle ilgili olmayan özelliklerinizden bahsetmeyin.
  • İlgi alanlarınız, gönüllü çalışmalarınız gibi faaliyetlerinize başvurduğunuz işle çok alakalı olmadıkça yer vermeyin.
  • Cv’nizin kendi içinde tutarlı olmasına çok dikkat edin. Önemli başarılarınızın üstünde durun.
  • Eğer 3.0’ın üzerindeyse GNO’nuzu mutlaka ekleyin.
  • Özgeçmişin size işi değil görüşmeyi sağladığını unutmayın.
Kas 25, 2013 - Genel    No Comments

Eğer Ağlıyorsam hala yaşıyorum ben inatla

Bakarsan anlarsın gözlerime sen
Eğer ağlıyorsam yaşıyorum ben
Bu benim kaderim doğduğum günden
Eğer ağlıyorsam yaşıyorum ben

Dertliyim inleyen bir keman gibi
Mutluluk gönlüme bir düşman gibi
Hayatım ağlatan bir roman gibi
Eğer ağlıyorsam yaşıyorum ben

En acı dertleri attım içime
Ümitsiz aşkımı gömdüm kalbime
Çaresiz ağlarım kendi halime
Bilki ağlıyorsam yaşıyorum ben

Dertliyim inleyen bir keman gibi
Mutluluk gönlüme bir düşman gibi
Hayatım ağlatan bir roman gibi
Eğer ağlıyorsam yaşıyorum ben

Gülden KARABÖCEK

Kas 12, 2013 - Genel    No Comments

Affet  Seni çok sevdiğim için,  sabah olmadan affet , istemeden yapacağım hatalar için affet…

Tem 14, 2013 - Genel    No Comments

EfuliM’e

Adımlarına dikkat et ey güzel gözlüm umutlarımı eziyorsun..

takılır düşersin de

avuçlarını kanatır yürek kırıklarım.dayanamam acına..

dayanamam efulim..

 

Tem 13, 2013 - Genel    No Comments

Neden Zeynep ?

Zeynebim.

Zeynep Türküsü

Saat olmuş gece bir
Bu sevdayı çeken bilir
İçimi kaplamış bir sıkıntı bir gam
Atamam içimden inan sabaha dek uyumasam
Duramadım kendimi attım sokağa
Başladım sana doğru yol almağa
Dedim dinmez mi içimde ki bu sonsuz fırtına
Gökyüzüne baktım en az bahtım kadar kara
Gece matemini bürünmüş Ay yok ortada
Birkaç ayyaş bir de ben varım sokakta
Birden dışarı vurdum içimdeki birikmiş efkarı
Bağırmaya başladım ortalıkta zarı zarı
Söyle nasıl taşıyayım ben bu sevdanın yükünü
Söylüyorum işte inceden inceye senin türkünü

(Zeynep bu………………………………)

Unutu verdim birden söylediğim türkümü
Aklıma gelince saçlarının dökümü
Ve benim sana yandığım kara gözlü
Beni hicveden kaşlarından ötürü
Tenime düşen bir kaç damlayla ıslandım
Seni düşündüm ağlamaya başladım
İçtiğin bir bardak suda sevdiğim
Göz yaşlarımı ara
Söyle nasıl taşıyayım ben bu sevdanın yükünü
Söylüyorum işte inceden inceye senin türkünü

(Zeynep bu………………………………)

Sustum yürüdüm sadece bir kaç dakika
Yağmur ilik ilik ıslan mışım kimin umrunda
içim se alev alev bilmezsin yandığımı
İyiki görmedin o gün hırsımdan nasıl ağladığımı
Hele vefasız koybi kendini benim yerime
Çuvaldızı baskasına iğneyi kendine
Seni bu kadar sevmeseydim hiç
Düşermiydim gece gece derdine
Bak gör nasıl taşıyayım ben bu sevdanın yükünü
Söylüyorum inceden inceye senin türkünü

(Zeynep bu………………………………)

Hüzün koydum sevdamın adını bilesin
Dağlar yollar hasret olsada aramızda
Sen hep ezberimdesin
Şu yorgun bedenime ihtiyaç
Ekmek değil uyku değil,
Bu gece senisin
Bilirim dünyada bir ben kalsam da
Genede beni sevmezsin
Söylediğim gece boyu bir Zeynep türküsü
Hazin bitecek bu aşkın da öyküsü

(Zeynep bu………………………………)

Söğüdün dalları salkım saçak
Mutluluğa sen yakın ol, bense uzak
Götür beni Mecnun gibi, çöllere birak
Araya araya belki bulurum Seni………

 

Peygamberimizin kızlarından birisinin ismi olan zeynep peygamberin gülü anlamına’da gelmektedir.

Tem 13, 2013 - Genel    No Comments

Neden İlk Kızımın Adı ELİF ?

Elif

İncecikten bir kar yağar,
Tozar Elif, Elif deyi…
Deli gönül abdal olmuş,
Gezer Elif, Elif deyi…

Elif’in uğru nakışlı,
Yavrı balaban bakışlı,
Yayla çiçeği kokuşlu,
Kokar Elif, Elif deyi…

Elif kaşlarını çatar,
Gamzesi sineme batar.
Ak elleri kalem tutar,
Yazar Elif, Elif deyi…

Evlerinin önü çardak,
Elif’in elinde bardak,
Sanki yeşil başlı ördek
Yüzer Elif, Elif deyi…

Karac’oğlan eğmelerin,
Gönül sevmez değmelerin,
İliklemiş düğmelerin,
Çözer Elif, Elif deyi…

KARACAOĞLAN

Bilindiği gibi Elif, Kur’an alfabesinin ilk harfidir; aynı zamanda ilk mahreç, yani ağız boşluğundan çıkış yerleri itibariyle de harflerin ilkidir.

Etimolojik yapısı itibariyle elif, tanışmak, kaynaşmak, sevmek, cana yakın olmak, dost-lukta bulunmak anlamlarına gelen “ülfet” ile, bir şeyin müteaddit unsurlarını bir araya getirmek, arasını bulmak, imtizaç ettirmek anlamındaki “te’lîf” mastarlarının türediği “e-l-f” kökündendir.

Elif, alfabenin ilk harfi olduğu gibi diğer harflerin de sebebi ve kaynağıdır. Hattaİbn Muklâ’nın kaligrafi sistemine göre, bütün diğer harfler “elif” şeklinde yazılmalıdırlar. Buna göre diğer harflerin hepsi “elif” harfinin değişik kıvrımları şeklinde yazılmasıyla meydana geldiğinden o tüm harflerin aslı ve esası durumundadır.

Elif gerek yazılışındaki incelik ve zarâfet şeklinden ve hat sanatının özelliklerinden, gerekse taşıdığı sembolik anlamlardan hareketle Türkçemizde çeşitli mazmunlara ve zarif nüktelere kaynaklık yapmıştır. Birçok deyimler “elif” ile ifade edilmiştir: “Elif’ ten yâya kadar” deyimi baştan sona kadar okumak, bilmek ve öğrenmek; “Elifi görse mertek sanır” deyimi de okuma yazma bilmeme ve cehalet anlamına gelir. “Elifi elifine” aynen, tıpatıp uygunluğu ifade için kullanılır.

Tarikatlarda bir kısım tarikat eşyaları elifle yapılmış isimler taşır. Meselâ tarikat ehlinin kullandığı bir tür başlığa “elifi tâc” denmektedir. Bu deyimin geçtiği Üsküdar’lı Râzî’ye ait dörtlük şöyledir:

“Başta elifi tâcı

Kendi başların tâcı

Tarîk-i Nakşiyye’den

Gözlerin Hallâc’ı.”

Bektâşîlerin giydikleri yeşil çuhadan yapılmış başlığın adı ise “Horasânî elifi tâc”dır.

Eskiden çocuk yaşta tahta çıkan padişahların cülûs merasimleri sırasında alnına bir elif çekmek âdetti. Bu âdet daha sonra halk tabakasına da kaymış ve akıllı, güzel çocukların alınlarına nazardan korumak gayesiyle elif çekilirdi. Bu deyim aynı zamanda, Enderun’lu Vâsıf’ın, “Âh bir elif çekti yine cânân bu gece” mısraında olduğu gibi aşığın sinesine aşk yarası açmak manasında da kullanılmıştır. Bir başka bağrı yanık ise;

“Elif elif ebzerim,

Kan ağlıyor gözlerim”

diyerek türkü yakmıştır.

Çok eskiden beri hemen her alfabedeki harflerin rakam olarak birer karşılığının bulunduğu, yani harflerin aynı zamanda rakam yerine de yazıldığı bilinmektedir.

Ebced hesabı” denilen ve Arap alfabesinin ebced tertibine dayanan rakamlar ve hesap sistemi Müslüman milletler arasında da kullanılmıştır. Ebced tertibinde sıralanan harfler ona kadar bir bir, onuncu harften sonra da yüzer yüzer devam eder ve bin sayısında son bulur. Deyim yerinde ise bu, kimyadaki elementlerin bir özgül ağırlığı ve bir de elektron sayısı olması gibidir. Bir kelimenin ebced yoluyla manasını öğrendiğimiz gibi onu rakam olarak da hesaplayıp sayı değerini bulmamız da mümkündür.

Müteradif yada yakın anlamlara gelen kelimelerin ebced karşılıkları aynı sayıyı verdiği taktirde biri diğerinin yerine kullanılabilir. Nitekim “Allah”, “hilâl” ve “lâle” kelimelerinin ebced değerleri eşit (66) olduğundan bu kelimeler gerektiğinde birbirlerinin yerine kullanılmıştır. Örneğin Allah adının yüceltilmesi (İ’lâ-i Kelimetullah) namına açılan bayrağın üzerine “Allah” lafzını aynen yazmak yerine, aynı sayı değerine sahip “Hilâl”i koymak daha uygun görülmüştür. Buna göre Türk bayrağındaki “Hilâl” in Allah’ı sembolize ettiğini ifade etmek yanlış olmaz. Özellikle Osmanlı Türkleri dinî konularda “Hilâl” i, askerî konularda ise “lâle” yi sembol ve amblem olarak kullanmışlardır. Cami kubbelerine, minare alemlerine hilaller kondurmaları, saray ve kışla kubbelerini lâle motifleri ile donatmaları hep aynı düşüncenin ürünüdür.

Elif ister harf, ister sayı olsun daima dik yazılır. Bu özelliği ulûhiyetten ubûdiyete gelen fuyuzât için alıcı bir anten, ubûdiyetten ulûhiyete yükselecek dua ve niyazlar için yükseltici bir işaret(amplifikatör)tir. Yine bu özelliği ile mirac sırrının ve “sırat-ı müstakîm”in de sembolüdür. Allah ve Ahad isimlerinin ilk harfi olduğu gibi evvel, âhir, ezel ve ebed sıfatlarının da ilk harfi olan “elif”, evvel ile âhiri, ezel ile ebedi Ahadiyet çizgisinde birleştiren semboldür.

Öte yandan tasavvuf geleneğinde elif, “Allah” ın “Bir”liğini ifade eden bir “Vahdet” sembolüdür. Buna göre bütün harfleri, onların sebebi ve kaynağı olan elifte görmek, bütün varlıkları “Ahad”(Allah)’da görmek demektir. Çünkü elif harflerin evveli olduğu gibi Allah da bütün varlıkların evvelidir. Böylece elif Yüce Allah’ın, varlığının ezelde bidayeti, ebedde nihayeti olmayan, O’nun “Evvel”, “Âhir”, “Zâhir” ve “Bâtın” olan yegane “BİR” olduğunu ifade eder. İşte bu yüzden elifi bilmek her şeyi bilmek demek oluyor. Bu anlayışı Yunus şöyle dile getiriyor:

“Dört kitabın manası

Bellidir bir Elif’te

Sen Elifi bilmezsen

Bu nice okumaktır.”

Şu halde Elifi yani Allah’ı bilmek her şeyi bilmek demektir. Elif, “Bir” olduğu için her şeyin kaynağıdır. Çünkü “kesret”, “bir” den geliyor. Bu bakımdan tasavvuf edebiyatımızda Allah isminin yerine remz olarak daima “Elif” harfi kullanılmıştır. Mim de Hz.Muhammed’in remzi olmuştur. Şair şöyle der:

“Elif Allah aşkıdır gönlümde mihmânım benim.

Mim Muhammed mürşidim,hem canda cânânım benim.”

Bir başka beyti de şöyle:

“Elif Allah yeter bana neylerim ağyârını

Mim meramım başka değişmem cihan gül-zârını.”

Burada geçen “cihan gül-zârı”, Allah’tan başka her şey, dünya ile alakalı nimetleri; aşk da yine “mim” harfi ile ilişkili olan Hz. Muhammed’in aşkını ifade eder. Çünkü Hz. Muhammed, Habibullah (Allah sevgilisi)’dır. Âl-i İmrân Sûresi, âyet 31’de şöyle buyrulur: “ De ki: Allah’ı seviyosanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin…” Görüldüğü gibi bu âyette Hz. Muhammed’in Allah’ın sevgisinde bir kriter olduğu bildirilmektedir.

Yine Yunus’tan başka bir dörtlük:

“Elif okuduk ötürü.

Pazar eyledik götürü

Yaradılanı hoş gördük

Yaradan’dan ötürü.”

Bu tasavvuf şairinin elifin sırrını bu dörtlüsünde ne kadar güzel dile getirdiğini anlamak, ârif olanlar için herhalde güç olmasa gerek. Bilindiği gibi “elif” harfi ötürü okunduğu zaman “o” olur, yani Türkçemizde üçüncü tekil şahsı gösteren “o” zamiri meydana gelir. “O” zamiri yalın halde ve tek başına kullanıldığı zaman Allah isminin yerini almış olur. Türkçedeki “o” zamiri, Arapçadaki “” zamirinin karşılığıdır. O yüzden elifi ötürü okumak demek “” zikrini diline vird etmek demektir.

Kısaca “elif” deyip geçme. Elif’ in manasını bir kere anladık mı bu yeter. Çünkü elif çok derin manalar ihtiva eder; O ilham kaynağıdır. Maddi ve manevi âlemlerin tümü onda gizlenmiş. Öyle ki, elif uğrunda nice Hak âşıkları yanmışlar, tutuşmuşlar, hatta kellelerini dahi seve seve vermişlerdir.

Hallâc-ı Mansûr, “Ene’l-Hak” dediği zaman, kesret âlemini kafa gözünden silmiş, kalp gözü ile Cenab-ı Hakk’a yönelerek,”Vâhid” olan Rabbimiz’in Elif’teki birlik vahdetinde eridi, orada hal oldu ve bu uğurda kellesini seve seve ham softalara teslim etti.

Türklerin elinde Elif, hem çiziliş güzelliği ile bir sanat şaheseri veçhesine büründü, hem dilinde doğruluğun ve dürüstlüğün simgesi, hem de Türk kızlarının ince,zarif ve endâmını remzeden milli bir ismi olmuştur. Elif’in doğruluğun simgesi olduğunu göstermesi açısından, dünyaya serzenişte bulunan Nesîmî’nin şu beyti güzel bir örnektir:

“Aslı denîdir dünyanın zatında yoktur elif,

Terkibine gel bak ânun şol ya vü nûnü dâline.”

Gerçekten de “Dünya” kelimesinin kökü olan ve alçak anlamına gelen “denî” kelimesinin her üç harfi de eğri büğrüdür, içinde “elif” yani doğruluk yoktur.

Anadolu’da kızlarının ismini elif koyan nice aileler vardır. Bu ailelerin çoğu, elifin tasavvufta oynadığı derin manayı belki bilmiyorlar, ama tasavvuf terminolojisindeki bu elif, sosyal hayatımızda öylesine bir ölümsüzlük ve ihtiram kazanmış ki, artık kendilerine ince uzun boylu bir kız arzulayan aileler kızlarının ismini Elif koyarak onu adeta biraz daha güzelleştirmek isterler.

Esasında Arapça bir kelime olan elif, Yunus’un dil laboratuarında Türkçeleşmiş ve Yunus’tan sonra gelen Türk şairlerinin şiirlerinde tamamen Türk’ün hayat ve sanat dünyasına yerleşmiştir. Aşağı yukarı bütün Türk şairleri elifi şiirlerinde fevkalâde kullanmışlardır. Bu arada Karacaoğlan’ı hatırlamamak mümkün mü? O Anadolu’nun ıssız ve virân bir hanında, isli bir lambanın aydınlattığı, harap bir hanın loş bir odasında aşka geldiği zaman, dışarıda yağan kar daneleri, onu ilâhî bir cezbeye getirdi ve sonsuz kar danecikleri, sanki bir anda birleşti, kâinat yek vücut hale geldi, maddi âlem silindi ve o âşık ozanın gözünde sadece bir tek varlık tecelli etti: Elif… Ve mızrabını, sazının tellerine vururken, kalbinden gelen ilâhî aşk nağmeleri, dudaklarının ucundan şöyle döküldü:

İncecikten bir kar yağar

Tozar Elif Elif diye

Deli gönül abdal olmuş

Gezer Elif Elif diye.

Elif kaşlarını çatar

Gamzesi sineme batar

Ak elleri kalem tutar

Yazar Elif Elif diye.

Elif’ in uğru nakışlı,

Yavru balaban bakışlı;

Yayla çiçeği kokuşlu,

Kokar Elif Elif diye.

Karın düşüşü dikkat edilirse Elif şeklinde inceciktir.

Elif gönülden gözlere uzanan nurdan bir asâ… İç âlemi aydınlatan bir nûr… O nuru her yerde görmek mümkün.

Elif’i gerçekten her yerde görürsünüz. Ördekler dahi sudan geçerken incecik, dosdoğru Elif şeklinde bir çizgi bırakırlar arkalarında.

Öte yandan hat sanatının en zevkli süsleme örnekleri adeta Eliflerle iç içedir.

Türkülerde, manilerde “Elif”; vuslatına erilemeyen yoluna canlar fedâ sevgilinin güzelliği karşısında gönülden gözlere uzanan ışıktır…

Divan edebiyatında selvi misâl bir endâm halinde övgülere konu olur. Seyyid Nesîmî’den dinliyoruz:

Kâmetüne elif deyen gör ne uzun hayâl ider

Her ki diler visâlini arzû-yı muhâl ider.

Okuyan ve dinleyen acaba bu eliflerde bir tasavvuf ışığı var mıdır diye düşünür ve Oğlanlar Şeyhi İbrahim’e hak verir:

Cihânın aslı Âdemdir,elif yazılmasa dem’dir

Olar bu sırra mahremdir, olardır hemdem-i Îsâ.

Bu sırra mahrem olanlardan biri de Tameşvarlı Âşık Hasan olmalı:

Elif Hakk’a giden yoldur

Cim ararsan dal bizdedir

Biz de Mevlâ’nın kuluyuz

Otuz iki dil bizdedir.

Pir Sultan Abdal’da Elif, “ârif olanın anladığı” dilden konuşur:

Hak’dan emir oldu dünyaya geldim.

Gözüm açtım mâil oldum ol burca

Ârif oldum Hak kelâmın söyledim

Elif kaddim, dal yazıldım ol burca…

Şair padişahlardan Kanuni, güzellik unsurları arasında Elif’i muhibbî dilince söyler:

Cim zülfün elif kâmet’ü mim ol demenin

Lîk yok nâm ü nişânı o dehenden sühenin

Türk edebiyatının mısra hazinelerinde elifle başlayan nice söz ve mana incisi, geçmiş zamanın aynasında bize bir dost gülüşü gibi ışıldar.

Manilerde de his ve mana unsurunun yanına mizah ve neşe katılır, el ele Elif’i konuşurlar, Elif’i söylerler:

Elif’im var Mim’im var

Yeraltında kimim var?

Kitap getir el basam

Senden gayri kimim var?

Bir başka mânîde şakalı bir sahiplenme tavrı, sevgiliyi sarar sarmalar:

Elif gibi boyu yâr

Gözümün bebeği yâr

Mihnet ile kazandım

Elimin emeği yâr.

Kerkük Türklerinin mânî söylemedeki ustalıkları bir başka:

Elif menem, dal menem

Zülfün elden sal manam

Diye başlayan bir mânîde kastedilen dilbere bir başka “mânî”de şöyle sitem edilir:

Elif’im dal eden yâr

Müşkilim hal eden yâr

Özi begler beg idi

Meni abdal eden yâr

Ve şu mânî ile de gönül alınır:

Elif olıptı daldan

Söziv şirindi baldan

Ataydım kol boynıva

Öpeydim kara “hal”dan

Nağmelerine âşina olduğumuz bir türküde de Elif âşığın gönlüne dert üstüne dert yağdırır:

Elif dedim, be dedim

Gız ben sana ne dedim?

Ağaçlar galem olsa

Yazılmaz benim derdim.

Öyle görünüyor ki Elif’i bitiremeyeceğiz… İyisi mi biz sözü yine Yunus’a bırakalım. Sözün özünü yine O söylesin ve böylece Onunla Elif’e nokta koymuş olalım:

Dört Kitabın manâsın

Bellidir bir Elif’te

Sen Elif dirsin hoca

Mânâsı ne dimektür?

…Ve:

“ Bir elif tahsil eden

Münezzehtir ilimden.”


KAYNAKLAR :
• Çelebioğlu, Amil, “Elif Harfiyle İlgili Bazı Hususiyetler”, İstanbul Üniversitesi Edebiyat
Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, Sayı: XXIV-XXV (l986), s.45,46.
• Işık, Emin, “Kültür Dünyamızda ‘Elif’”, Türk Edebiyatı Dergisi, Sayı: CXXXVII (İst.l985), s.l37 vd.
• Ergüzel, M. Mehdi, “Elif Okudular, Elif Söylediler”, Türk Edebiyatı Dergisi, Aynı sayı,s.20.
• Aktunç, Hasan, “Üç Harf”, İslam Medeniyeti Mecmuası, Sayı: XIX (İst.l969), s.l0,ll.
• Uzun, Mustafa, ”Elif”,DİA, XI/36,37.
• Onay, Ahmet Talat, “Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar”, Ankara l992,s.l43,l44.
• Uludağ, Süleyman, “Tasavvuf Terimleri Sözlüğü”, İstanbul l99l, s.l56,l57. 

Derleme :Dr.Ahmet DURAN

Ara 21, 2012 - Genel    No Comments

Sevgili’ye

Eşim

 Sevgilim; 

Yeşil eriğim benim
Ben içine hapsolmuş çekirdeğinim senin
Hapiste günler ağır geçer diyorlar
Olsun be
Ben vazgeçtim hürriyetimden
Yeter ki yetim bir çocuk gibi bırakma yüreğimi

Zira sensiz bu can bir yüktür yüreğime
Kaldır öpülesi anlını ve bak bana
Gördün mü gülüm
Bir tek gözlerim değişmedi yine 
Bir tek gözlerim 

Armağan Olsun…